Azerbaycan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Azerbaycan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2015 Perşembe

Söz Nakışı Meyxana

           Buta nakışı vardır güzeller güzeli Turanımızda. Türk kızlarının zarifliğini ve asaletini simgeler. Başımıza taktığımız araxçınlarda (fes gibi nakışlı başlık), yazmalarımızda, kıyafetlerimizde ve hatta kimi zaman kilimlerimizde deseni vardır. Sadece zarif ve güzel oluşumuzu değil; özlemimizi, yasımızı, sevgimizi de anlatır.



            İşte, tıpkı Buta gibi bir nakışımız daha var. O da çoğunlukla erkeklerimizin icra ettiği, kadınların da katkıda bulunduğu aşıklık geleneği gibi Türk edebiyatının nakışı: Meyxana.

             Azerbaycan, Türk edebiyatının merkezi diyebileceğimiz konumda. Fuzuli, Nizami Gencevi, Şah İsmail Hatayi, Mirza Alekber Sabir gibi edebiyatımızın incilerini yetiştirmiş memleket. Meyxana sanatı da Bakü'nün Maştağa kasabasında ortaya çıkmış, doğaçlama sözlü şiir geleneği. 20. yüzyılın başlarında sokaklarda,kahvehanelerde, evlerde ve hatta zindanlarda icra edilmeye başlanmış. Aslında Rus baskılarına karşı Türkçe ve Türk edebiyatını diri tutmak ve halkın yüreğindeki intizarı anlatmak için ortaya çıkmış. Binlerce yıllık aşıklık geleneğinin son ve yenilikçi halkası.



             Aliağa Vahid adlı Azerbaycan Türkü gazelhanın katkılarıyla gelişen bu sanatta hece ölçüsü kadar, aruz ölçüsü de önemlidir. Bir meyxana şairi, aruz vezninde açılan bir kafiyede saniyeler içinde söz söyleyebildiğinde üstad olma becerisine erişmiş sayılır. Artık o kişi "şair" olmuştur. Bu bana mucizevi gelse de, 12 yaşındayken ilk gazelini yazan aziz kardeşim Cahangeşt Ələkbərli'nin aruz kafiyede saniyeler içinde dörtlük söylediğini bildiğim için, artık mümkün görmekteyim. Cahangeşt 12 Ağustos 1992 doğumlu olup, şu an 23 yaşındadır. Aslan burcudur. Üstad denecek seviyeye gelmesine az kaldı. . Cahangeşt Türkiye sevdalısı, vatanperver bir gençtir. Kerbelayi ve Meşhedidir. Üstadı Rəşad Dağlı (Soyadı Əmirov), 16 yaşındayken Azerbaycan'ın ünlü meyxanacılarından Aqşin Fatəh'e cevap yetiştiriyordu Rəşad Dağlı da vatansever, milliyetçi, Türkiye aşığı ve Sovyet düşmanı bir şairdir. 21 Nisan 1984 doğumludur. Boğa burcudur. İşgal altındaki Revan, Gökçe, Zengezur gibi Türk toprakları için, Aydın Xırdalanlı ile karşılıklı söylediği sözler, halkta milliyetçiliği şahlandırmıştır.

CAHANGEŞT VE ÜSTADI REŞAD DAĞLI

            Azerbaycan'ın yetiştirdiği ve benim hayranı olduğum, örnek aldığım büyük insan Elşən Xəzər'den (Soyadı Qürbətov - Gurbetoğlu) bahsetmemek olmaz. 29 Mart 1972 doğumludur. Koç burcudur. Üstadı Məhman Əhmədli gibi Türk milliyetçisidir. Turancıdır. En büyük hayali olan Türk birliğini, talebesi Vasif Əzimov'a da aşılamıştır. Elşən Xəzər, Azerbaycan'ın Celilabad şehrinden, Vasif Əzimov ise Oğuz şehrindendir. O da yanlış hatırlamıyorsam 23 Temmuz 1986 doğumluydu. Aslan burcu. Bakülü olmadıkları halde çok iyi derecede Bakü ağzı konuşurlar. Bilinçli ve ideolojik anlamda Türk milliyetçisidirler.  Elşən Xəzər, ordu ve asker sevgisini her fırsatta dile getirir ve Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri'nin Türk Silahlı Kuvvetleri gibi çok güçlü ve başarılı olacağına inanmaktadır. Bu dileğinin gerçekleşmesini canı gönülden diliyoruz. Elşən Xəzər, diğer meyxanacılar gibi dindar bir Şii Müslümandır. Yazdığı Ehli Beyt temalı dini gazelleri de halk tarafından çok beğenilmektedir.

VASİF VE ÜSTADI ELŞEN XEZER

              Vüqar Biləcəri (Soyadı Paşayev) Bakü'nün Bileceri kasabasındandır. Bu kasaba çoğunlukla Güney Azerbaycan Türklerinden oluşmaktadır. Vüqar 14 Eylül 1989 doğumludur. Başak burcudur. Tiyatro bölümünü bitirdiği için, tiyatro oyunlarında meyxana sanatını icra ederek halkın beğenisini kazanmıştır. "Güller Açıldı" redifli gazeliyle Farsları ve Arapları dahi kendine hayran bırakmış ve edebiyatıyla övünen bu milletleri Hz. Muhammed için söylenecek en güzel sözleri ancak Türklerin söyleyebileceğini göstererek, tabiri caizse yere sermiştir. Ehli Beyt aşığıdır ve Kerbelayidir. Türk milliyetçisidir ve Türkiye'yi çok sevmektedir. Vüqar Yasamal (soyadı Şiriyev) 18 Temmuz 1980 doğumludur. Yengeç burcudur. Aslen Leriklidir. 2004 yılında Vüqar Bileceri'yi meyxana yarışmasında yenerek birinci olmuştur. Çok sevimli, hoşsohbet, cana yakın bir insandır. Türkiye'ye duyduğu sevgiyi oldukça komik ve eğlenceli bir tarzda dile getirir. Pərviz Bülbülə 1 Nisan 1985 Bakü doğumludur. Koç burcudur. Sempatik tavırları ve hazırcevaplığıyla ünlüdür. Azerbaycan'ın sorunlarını mizahi bir dille anlatır. Muzipliği ve mimiklerini etkili biçimde kullanması sayesinde geniş bir kitleye hitap etmektedir. Ermeniler ve Ruslar konusunda sert bir üslup kullanır.
VÜQAR BİLECERİ VE PERVİZ BÜLBÜLE
               Daha çok sayıda değerli meyxana sanatkarımız olsa da, Azerbaycan'ın en iyilerinden bahsettik. Meyxana sanatkarları; halkın sevgi ve teveccühü karşısında tevazuyla eğilen, kendini beğenmişlik ve kibirden uzak duran, ülkenin ve milletimizin sorunlarına bazen acıklı, bazen mizahi bir üslupla değinen, dilimizi etkili bir biçimde kullanarak Türk devletleri ve yabancı ülkelerde dilimizin zenginliğini dahice şiirleriyle gösteren insanlardır. Milli ruhu uyandırmada, kendilerine büyük görevler düştüğünün farkındadırlar.

              Çok değil, 25 yıl önce televizyonlarda ve radyolarda Rus işgali ve bunun getirdiği asimilasyon politikası nedeniyle meyxana sanatının yayımlanması yasak iken, artık Azerbaycan'ın özgür bir ülke olması sayesinde artık her yerde serbestçe meyxana dinlenebiliyor. Bu sanatı korumak ve yaşatmak için ağır bedeller ödeyen üstadlarımızı rahmetle anıyoruz. 

              Meyxana sanatının bir gün Revan'da, Tebriz'de, Kırım'da, Kerkük'te, Batı Trakya'da, Doğu Türkistan'da ve şimdilik işgal altındaki bütün yurtlarımızda Türk bayraklarının gölgesinde icra edileceği bir güne ulaşmak dileğiyle... 

22 Ağustos 2015 Cumartesi

Çingiz Mustafayev - Basın Şehidimiz / Milli Kahramanımız


            Azerbaycan Türkü aktivist, gençlik hareketi önderi, gazeteci ve aynı zamanda tıp doktoru Çingiz Mustafayev'in hayatından bahsetmeyi düşünüyordum. Kısmet bugüneymiş. Dava arkadaşımız olması hasebiyle de önem arz eden kahramanımız, aslen Azerbaycan'ın Şeki şehrindendir. Şeki; Azerbaycan'da Türk ırkından olan nüfusun en yoğun şekilde yaşadığı, pek etnik döküntünün bulunmadığı temiz Türk şehirlerinden biridir.

                 
Çingiz MUSTAFAYEV 5 yaşında

            Çingiz Mustafayev; babasının subay olarak görev yaptığı yerde; tarihimizde Altın Orda toprağı olan ve ne yazık ki Rus işgali altında bulunan Astrahan'da 29 Ağustos 1960'da dünyaya gelmiştir. Adının Çingiz olmasının mahiyeti buradan anlaşılmaktadır ve tesadüf değildir. Cengiz Han'ın oğlu Cuci'nin soyunun Toka Temür uruğu tarafından kurulan Astrahan (Ejderhan) Hanlığı, Tatar ve Nogay Türklerinin devletidir. Her ne kadar mecburen Sovyet subayı olsa da, Türk kanı taşıyan babası Fuad Mustafayev, oğluna bu nedenle bu manidar adı vermiş olsa gerek. Çingiz'in annesi Nakış Mustafayeva'yı da unutmadan rahmetle analım.

                         
(Solda) "Özge Ömür" adlı Azerbaycan filmi için ajansa verdiği fotoğraf.
 (Sağda) Genç doktor adayı Çingiz, 1980 yılında enstitüde öğrenci iken.    
            Çingiz 4 yaşındayken Bakü'ye dönüp yerleştikleri için, Çingiz ilk ve orta öğrenimini Bakü'nün Yasamal ilçesinde tamamlamıştır. Daha sonra 1977 yılında Azerbaycan Tıp Enstitüsü'nü kazanmış ve mezun olduktan sonra bir süreliğine Moskova'da doktor olarak çalışmıştır. Çingiz'i birebir tanıyanlar, müziğe meraklı olduğunu ve Moskova'da DJ'lik yaptığını anlatırlar. Hatta rap türünde şarkı yapan ilk Azerbaycanlıdır. "Dünənki Keçdi (Dünkü Geçti)"adlı şarkısında günlük hayatını anlatmıştır. Eğlence mekanlarında, diskolarda eğlenmeyi seven, uçarı bir insan olsa da, 1985 yılında Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesine hazırlık için tekrar Bakü'ye dönüp, "Cengi" (Savaşçı) adlı Türkçü gençlik örgütünü kurmuştur. Bu süre zarfında, Azerbaycan'ın en büyük Türkçü liderlerinden ve tarihçilerinden biri olan Ebülfez Elçibey'den büyük destek görmüştür. Çingiz'in kurduğu teşkilat, Türk gençlerine hürriyet ve Türkçülük fikirlerini aşılamanın yanı sıra, Sovyet işgaline karşı mücadeleye, ihtilale ve tam bağımsızlık için savaşa çağırıyordu. Gerek mecmualar, gerek seminerler sayesinde Türk olduğu hatırlatılan halk, 1990 yılında isyan edip, 20 Ocak Soykırımı'na kurban gitse de, daha güçlü bir biçimde ayaklanıp Azerbaycan Cumhuriyeti'ni kurmuştur. Diyebiliriz ki, Rus tanklarının çiğnediği ve ölüm yağdırdığı Azerbaycan'ın kurtuluşunda Çingiz Mustafayev'in rolü büyüktür.

       

        20 Ocak Soykırımı'nın görüntülerini çekip, bütün dünyaya Rus vahşetinin boyutunu göstermesinin yanı sıra, Azerbaycan'ın ilk özel tv kanalı ANS Tv'nin temellerini atmış ve 2 yıl sonra 26 Şubat 1992'de gerçekleşecek olan, Hocalı Soykırımı'nın tüyler ürperten görüntülerini içeren programlar yapmıştır. Çingiz Mustafayev, savaş muhabiri olmanın ötesinde savaşçı muhabirdir. Bir elinde tüfeği, diğer elinde kamerasıyla gezerek, Karabağ halkına seferberlik çağrısı yapmıştır. Laçın ve Ağdam şehirlerinin Ermenilere ve Ruslara karşı savunmasında cephede ön saflarda savaşmış ve komutanlık yapmıştır. Qubadlı (Kubatlı) şehrinde savaş çağrısı yaptığı halkın, savaştan kaçarak hainlik yapması üzerine öfke ve kinle haykırdığı videosu, her Türk'ü gururlandıracak niteliktedir. "Qubadlıyacan qışqıra-qışqıra gətdim, bir dənə binamus qayıtmadı! A balam, niyə demirsiz qorxuram? Hamınız qorxaqsız, arvadsız!" (Kubatlı'ya kadar bağıra bağıra gittim, bir tane namussuz geri dönmedi! Niye korkuyorum demiyorsunuz? Hepiniz korkaksınız, avratsınız!) Ne yazık ki, Laçın şehrinde de savaştan kaçanları görüp, küfürler yağdırarak hainleri lanetlemiştir. Laçınlı bir çobanın "Mən qoyunlarımı qoyub gədim? Silahım da yoxdu. Qoyunlarımı yolda buraxıb gədim bir yerə?" gibi iğrenç ve gülünç cevabına karşılık silah vermeyi teklif etmiş, fakat çoban yine koyunlarını vatan toprağından üstün tutmuştur ne yazık ki. Belirtmekte fayda var, Laçın ahalisinin çoğu kürddür. Kubatlı'daki hainler de mutlaka etnik döküntüdürler. Çingiz o an için kahrolsa da, eminim Türk olmadıkları için kaçtıklarını anlamıştır.

             
Çingiz HOCALI'da Soykırıma uğrayan ırkdaşlarımızı görüntülerken... 

               Bütün bu acı olayların üzerine bir de Hocalı'da katledilen Türk çocuklarının içler acısı hallerine tanık olunca, düşmanların ve hainlerin karşısında aslan gibi kükreyen Çingiz, Bakü'de bıraktığı 9 aylık bebeği Fuad'ı da hatırlamış olacak ki, artık daha fazla dayanamayarak çocukların cansız bedenlerini kucaklayıp hıçkıra hıçkıra, yana yana ağlamış ve isyan etmiştir. Videosunu izlediğim o anı hatırlamak dahi istemiyorum. Çingiz'in hıçkırıkları kulağımda yankılanıyor. Uzun süre güçlü ve dimdik dursa da, vatan toprağının kurtarılamaması nedeniyle ağır bir bunalım geçirmiş ve şehit olana dek, tahammül sınırlarını sonuna kadar zorlamıştır. 

Çingiz MUSTAFAYEV Karabağ''da Hankendi şehrinin
Kerkicahan köyünde cephedeyken. Yıl: 1991

             Çingiz Mustafayev'in şehit oluşundaki sır perdesi de aralanmış değildir. 15 Haziran 1992'de Hocalı'nın Nahçıvanlı kasabasında kimilerine göre vatan hainleri tarafından cephede infaz edilmiş, kimilerine göre Ermenilerin açtığı ateş sonucu uçmağa varmıştır. Şehit olduğu anda da kamerası açık olduğundan, vurulması net bir biçimde görülmektedir. Son sözü "öldüm" olmuştur. Kimlerin şehit ettiğini yalnız Tanrı biliyor, ama hepimiz şahidiz ki o Türk ırkına hizmet etmiş bir kahramandır.

1991 yılında, dönemin Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Turgut Özal ile röportaj
yapan Çingiz'in mutluluğu yüzünden okunuyor. A şahsı, B şahsı değil, Türkiye önemli onun için.
Çingiz MUSTAFAYEV ve kadim dostu Rasim İMANOV. İmanov,
Çingiz'in anısına bestelediği ağıt ile tanınmıştır.




13 Nisan 2015 Pazartesi

Ağrı Dağı'nın Öbür Yüzü



                       Her şey 1988 yılındaki o büyük sürgünle darmadağın oldu. Azerbaycan hanlığı Revan, çoktan tarihin sayfalarında yerini almışken, oradaki Türk varlığı da son günlerini yaşıyordu. 1987'de son Nevruz ve son yeni yıl kutlanmış, Ruslar ve Ermeniler Azerbaycan Türklerini binlerce yıllık topraklarından atmak için onları zorla yurtlarından etmişler, Gence ve Azerbaycan'ın iç bölgelerine sürmüşlerdi. Göçenler kurtulmuş, göçmek istemeyenler hunharca katledilmişlerdi.

                       Bugün Türk toprağı Revan'a Erivan denir oldu. Revan, yıllardır tek bir Türk sesine, bir Türk nefesine hasret; yolumuzu bekliyor.

                               "Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nazende sahralar,
                                Uyan yâreli şir-i jeyan bu hâb-ı gafletten!" (Namık Kemal)

                     Türk ne zaman bu gaflet uykusundan uyanıp, vatanını hür kılacak? Revan gözü yaşlı, yarasını saracak asıl sahiplerini bekliyor!